Ali Nihat Yazici: “Her şeye birden sahip olamazsınız!”

Metin ve fotoğraflar: Evgeny Atarov

Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Ali Nihat Yazıcı, internette adından sıkça bahsettiren isimlerin başında gelir. O bunu başardı, fikirlerini açıkça ortaya koydu, satranç turnuvası açılışının onur konuğuydu,  kendisine yapılan saldırılara karşı tepkiliydi ve ödül veren isimdi...

Adından bahsettirdi fakat tartışmalara dahil olmadı! Peki bu tartışmaların konusu nedir? Satranç topluluğu bu konuda iki gruba ayrıldı: Ali'nin ismini duyunca çılgına dönenler, ileri görüşlü bir yönetici olduğunu düşünüp ona saygı duyanlar, ve onu "diktatör" olarak görüp desteklemeyenler.

O çok şey başardı ve daha fazlasını da yapabilir... Davasındaki haklılığını kanıtlamak uğruna ne kadar istekli ve kararlı olduğu açıkça ortadadır. O ileriyi görme konusunda kabiliyetlidir, bundan aldığı cesaretle yapılması imkansız gibi görünen işlere girişir. Kararlarından ödün vermez ve ısrarcıdır.

O, Türkiye Satranç Federasyonu'nu "tepeden tırnağa" inşa etti. Önümüzdeki 10-15 yıl için Ali'nin planı, eskiden satrançta geri kalmış olan bu ülkeyi önemli güçlerden biri haline dönüştürmektir. Bu amaç doğrultusunda, en iyi çalıştırıcı ve oyuncular yıllardır Türkiye'ye gelmekte, sayısız turnuva gerçekleştirilmekte ve yetenekler ülke içinde aranmaktadır. 

Yazici ile röportaja başladığımda, hiçbir tarafın yanında olmamaya, ne övgü ne de yergide bulunmamaya karar vermiştim. Buna karşın, Ali'ye henüz onun ağzından cevabı işitilmemiş kişisel sorular yönelttim.

FIDE Asbaşkanı'nın gerçekleri örtbas etmeye çalışmadığını ve onları açıkça ortaya koyduğunu söylemesi gerekir. O cevaplarının etkileyici olup olmadığını veya insanlar üzerinde nasıl bir etki bırakacağını düşünmeden doğruları söyledi. Şahsi fikridir ve Ali Nihat onu saklama gereği duymaz. Birilerinin hoşuna gitse de gitmese de...

Öncelikle, organizasyon ve hazırlık sürecinde Olimpiyatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olimpiyata hazırlık çalışmalarına yaklaşık 6 ay öncesinde başladık. Dersimize iyi çalıştık ve bu uzun yolda elimizden gelenin fazlasını yaptık, fakat yalnızca 6 ayda bu nitelikte bir Olimpiyat organize etmenin mümkün olduğunu söyleyemem. Bu, 12 yıllık deneyime sahip olan ekibimin başarısıdır. Konaklamadan oyun salonuna, basın bürosuna ve daha birçok alana kadar, kimlerle çalışmamız gerektiğini iyi biliyoruz.

2000 İstanbul Olimpiyatı'ndan bir hafta sonra ben seçilmemiş olsaydım bir daha Olimpiyat düzenleyemezdik fakat Türkiye Satranç Federasyonu'nun tecrübeleriyle bunu başardık.

Bugün baktığımda yaptığım işten memnunum. İlk turda birkaç sorun vardı fakat onların üstesinden geldik. 5. veya 6. turdan sonra şikayetlerin azaldığını bunun yerini övgülerin aldığını farkettim.

Bugün, Garry Kasparov'un Olimpiyat hakkında eleştirisini okudum, bu konuda tek bir şey söylemek istiyorum - elbette ki yapıcı eleştirilerin tümüne saygılıyız - Garry, oyun salonuna ve hatta toplantıya gelmeden önce Olimpiyat eleştirilerine başlamıştı, ve ilk eleştirisinden sonra diğerlerinde de çok fazla değişiklik göstermedi. Zıt kutuplarda olduğumuz için bunun doğal olduğunu düşünüyorum.

Daha iyi yapmış olmayı istediğiniz bir şey var mı? Memnun musunuz?

(Düşünmeyi bırakır.) Evet! İlk tura başlamadan önce dışarıda kuyruk vardı. Bu güvenlik açısından bir hataydı. İkinci ve sonraki turları bunun dışında tutuyorum. Yani, daha iyi ne olabilir ki? Bütçemiz olsaydı, açılış ve kapanış törenlerini daha iyi yapabilirdik.

Planlarımız vardı fakat hükümet Olimpiyat gerçekleşmeden bir kaç ay önce bütçemizi kıstı. Anlaştığımız otel, restorant, araç ve oyunun gerçekleştirileceği yer konusunda kararımızı değiştirmedik. Ancak, açılış ve kapanış törenleri ve diğer etkinlikler için bütçeyi kıstık.

Her gün 5-10000 çocuğu turnuva salonuna getirip maçları izlettirmek istiyorduk.Bütün çocuklara birer satranç takımı ve kitabı verecektik ve böylece olimpiyatı çocuklara satrancı aşılamak için kullanacaktık. 

Bunları yapamadık fakat Olimpiyatın geleneksel organizasyonu hususunda, herhangi bir şeyi atladığımızı düşünmüyorum. Organizasyondan çok memnunum.

Kızgın değilim fakat Türkiye erkek takımımızın aldığı sonuçlar konusunda pek de mutlu sayılmam. Onlardan daha iyisini bekliyordum, fakat iki oyuncumuz ciddi bir şekilde gripti. Onlar kendilerini maça veremediler fakat sporda böyle şeyler olur. Sonraki Avrupa veya Dünya Takım Şampiyonaları'nda, onların yeteneklerini göreceğimize eminim.


Bu organizasyon komitesi katılımcı sayısının böylesine çok olması için özel bir çaba sarfetti mi ?

Elbette. Bu bizim için çok önemliydi. Her şeyden önce, reklam ve hazırlıklarımızın kalitesine önem verdik. Yaklaşık altı ay öncesinden, yerli ve yabancı satranç basınında Olimpiyat tanıtımını yapmaya başladık. Böylece iyi bir imaj yarattık.

Asla kaliteden ödün vermedik.



Bir kısmı gelemese de, katılımcı ülke sayısı ile rekor kırdığımızı düşünüyorum, çünkü FIDE şu an 177 üyeye sahip. Ancak birçok federasyon katılamadığı için yine de üzgünüm.

Uçak fiyatları ve diğer nedenler dolayısıyla, aşağı yukarı on federasyon uçuşunu son anda iptal etti. FIDE onlara destek veremedi.

FIDE Asbaşkanı olarak konuşmam gerekirse, açılan davalara asıl sinirli olmamın sebebi budur. Satranç dünyasının cebinden 1,2 milyon avro alınmıştır. Bu parayı bahsettiğim federasyonları desteklemek için kullanabilirdik.

Bu çok önemli bir konudur. IOC ve Uluslararası Basketbol Federasyonundan sonra FIDE, üye ülke sayısı en yüksek olan kuruluşların başında gelir. Olimpik bir spor olmasını istiyorsanız, küresel çapta bir katılım olduğunu göstermeniz gerekir. Biz bunu başardık fakat 161 ülke yerine 177 ülkenin tümü katılsaydı, bu IOC için harika bir iş yaptığımızı gösteren çok iyi bir haber olurdu, 

Bu Olimpiyatın nerede gerçekleşeceğini nasıl belirlediniz -- oteller ve oyun salonunu? Nelere öncelik verdiniz?

İlk olarak, söz verdiğimiz koşullar vardı fakat biz onları daha da geliştirdik. Üç tane 4-yıldızlı otel ve toplu taşıma konusunda söz vermiştik, bu konularda kararlıydık fakat 2000 İstanbul'dan daha iyi bir organizyon gerçekleştirmeliydik.


Bu nedenle %90'ı 5-yıldızlı olmak üzere 2500 kişinin konaklayacağı otellere ihtiyacımız vardı. İstanbul'da belki yüzden fazla 5-yıldızlı otel vardır, fakat birbirlerine hiç yakın değiller. Havaalanı çevresinde olan yüksek kalitedeki otellerin bulunduğu bu bölge, organizasyon için burayı seçmemize neden oldu.

Rezervasyon yaptığımız fiyatları elbette çok yüksekti. Organizasyon başladıktan sonra dahi otel fiyatlarını her gün geniş çaplı rezervasyon sitesi olan booking.com da kayıt altına aldık.

İlk haftanın sonunda oyuncular için ayarladığımız otellerin fiyatları, 600 euro dan 1500 euro gibi bir fiyata yükseldi.

İkinci olarak, sadece Olimpiyat için değil aynı zamanda buna paralel etkinlikler için de bir mekana ihtiyacımız vardı; küçük çocukları, seyircileri, amatörleri ve diğer herkesi çekecek büyük bir organizasyon yapmak için. İstanbul Uluslararası Açık ve Dünya U16 Olimpiyatlarını burada düzenlememizin sebebi de buydu. Üç organizasyon ile çok sayıda insan toplandı ve bu 15-16.000 metrekareden daha büyük bir mekan gerektiği anlamına geliyordu. Biz burada yaklaşık 24.000 metre kare alan kullandık. Devasa bir alan.

Tüm bu kısıtlamalar, otel ve mekanı bu bölgede seçmemize neden oldu. Bir diğer önemli neden ise trafiktir. İstanbul, 15 milyon nüfusuyla ile bir metropoldür.Bu nedenle trafik sorunları yaşamadan Taksim Meydanı gibi bir yerde bu organizasyonu gerçekleştiremezdik. Seçtiğimiz bölge hem sakin ve moderndir, hem de İstanbul'un merkezlerinden biridir.

Merkeze nasıl 14,5 km mesafede olur, diye eleştiri yapanlara cevap vermek istiyorum. İstanbul'da merkez yoktur. Taksim Meydanı merkez olarak anılıyor, fakat Asya tarafında da Kadıköy merkezdir. Keza Fatih, Bebek, Ortaköy ve diğerleri de öyle. İstanbul çok büyük bir metropoldür, bu nedenle merkez diye tanımlanan bir yer bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerden dolayı en iyi mekanın, havaalanının yanında bulunan CNR Fuar Merkezi olduğuna karar verdik.

Sabah uçağıyla gelen yaklaşık 150 kişi, Olimpiyat'ı ziyaret etti ve sonrasında da gece uçağıyla geri döndüler. Başka bir yerde olsaydı, bu asla mümkün olamazdı.

Takım ve sporcuların önemli bir kısmının organizasyon konusunda üç şikayeti vardı: tek kişilik odalar için ekstra ücret, hiçbir yeri gezememeleri, kalitesiz ve yavan yemekler. Bu konuda yanıtınız ne olacak?

İlk olarak tek kişilik odalar konusundan başlayalım. Olimpiyat kurallarının tamamına uyduk. Her şey Türkiye Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından karşılandı ve her takım için üç adet çift kişilik oda ayarlanmasını söyleyen FIDE ile görüştük. Daha ne yapabilirdik? Böyle bir kural olmamasına rağmen FIDE heyeti ve heyet başkanı için iki adet tek kişilik oda ilave ettik. 

Bunun yanısıra, ekstra ücretler konusunda konuştuğumuzda, herkese ücretleri internet üzerinden kontrol etmelerini söylüyordum. Çift kişilikten tek kişiliğe odaların yükseltilmesi 3-yıldızlı bir otelde 60 avroydu, burada 5-yıldızlı otel için ise 100 avro olması normaldi. Yatak ve kahvaltı fiyatlarına bakarsanız, önerdiğimiz fiyatların çok makul olduğunu anlayacaksınız. Genellikle, beş yıldızlı otellerde konsept oda ve kahvaltıdır, çünkü insanlar sadece otelde değil dışarıda da yemek isterler fakat elbette ki otelde yemek ihtiyacını karşılamak zorundaydık ve bu daha pahalıydı.

Bir diğer sorun da, tek kişilik odalardan daha fazla çift kişilik oda olmasını tercih etmemizdi, böylece daha az otele ihtiyacımız oldu ve organizasyon daha rahat gerçekleşti. Çoğu delegenin, özellikle zirvedeki büyükustalar ve güçlü federasyonlardan gelenlerin, çift kişilik odalarda asla kalmayacağını biliyorduk. Üzerimizdeki diğer baskı da buydu, Türk hükümeti bize bir bütçe ayırmıştı ve biz de bir kamu ihalesiyle en uygun fiyatı teklif eden şirketlerle anlaştık.Bu yüzden misafirlerimiz için kendileriyle görüşemeden fiyat belirlemiş olduk. Dolayısıyla, örneğin, tek kişilik bir oda için ödenen fiyat bizi de her oda için 2-3 avro açıkta bırakıyordu. Ancak bu bizim sorumluluğumuz olduğu için bunu dert etmedik.

Şimdi yemeklere gelelim... Hadi ama, çok acımasız bir eleştiri değil mi? Birkaç insanın şikayet ettiği doğru fakat belki 2500 kişiden fazla insanın içinde, 5 veya 6 kişinin şikayetini işittim. Belki de insanlar bana söylemedi fakat 25-50 hatta 100 eleştirinin olduğunu düşünsek bile bu yine de çok küçük bir yüzde olarak kalıyor. Aslında yemek konusunda özel bir şey yaptık. Tüm otellerle hangi yemekleri sunacakları hususunda bir anlaşmaya vardık. Organizasyon sırasında yayınlanmamış olsa da, menüyü size verebilirim. Ne yediyseniz hatırlayacaksınız ve iyi olup olmadığına karşılaştırarak karar vereceksiniz. Anlaşmaya göre her öğün ana yemekler arasında tavuk, balık ve et, kıyma değil kırmızı etten oluşan 3 ana yemek bulunmalıydı. Bu anlaşma öğle ve akşam yemeği için geçerliydi. Şirket bir öğün bile kaçırsa, bizimle başları belaya girecek ve hatta ödeme yapmayacaktık.

Şimdi otellerin çevresi hakkında konuşalım. Evet bu eleştirilere katılıyorum, fakat deniz bazı otellere 700-800 metre mesafedeydi ve taksiler İstanbul'da çok ucuzdur. Böylece 2-3 avro ödeyerek hemen denize ulaşabilirdiniz. Yürümeyi tercih edenler de olabilirdi, fakat bu İstanbul'da pek de mümkün sayılmaz.

Üzgünüm ve eleştirilerileri anlayabiliyorum fakat çok iyi bir oyun salonu ve kaliteli oteller seçtiğimizi biliyorum, Taksim Meydanı gibi yerlere gitmek için bunu feda edemezdik.Orası eğlence için iyi bir yer olabilirdi fakat 2000 Olimpiyatı'nda en iyi otelin 4-yıldızlı olduğunu hatırlatırım. Bizim için oyuncuların rahatlığı ilk plandaydı. İyi oteller, iyi yemekler, iyi bir oyun salonu ve kolay bir ulaşım sağlanmasına öncelik verdik. Bu bütçe ile alakalı bir problem değil. Basitçe metropoldeyiz, inanılmaz bir şehir fakat her şeye birden sahip olamayacağınızı anlamanız gerek!

Devam edecek...