Alexander Ipatov: “Tırmanmaya hazırım!”

2012 Ağustos ayında, Atina'da düzenlenen Dünya Gençler Şampiyonasını müthiş bir performansla kazanan Büyük ustamız Ipatov'un, hemen bu şampiyonadan sonra yapılan bir söyleşisi, whychess.com'da yayınlanmıştı. Bu söyleşinin çevirisini, Türkçe olarak yayınlıyoruz.

 

Son Dünya Gençler Şampiyonu ilgi çeken bir sporcu. Kim bu çocuk, nereden geldi ve satranca neler getirecek? Kendisinden daha büyük çıkışlar beklemeli miyiz? Ya da bir gün Satrancın kralı olmasını? Yoksa, bu başarının ardından kaybolup gidecek mi?!

 

Ukrayna asıllı ama Türk bayrağı altında oynayan, GM Alexander Ipatov'a ilişkin genel kanı, gelecekte büyük bir sporcu olacağı. Evet, henüz Sasha'yı; Carlsen ya da Karjakin gibi bir efsane olarak adlandırmak mümkün değil. Ama kendisini biraz daha yakından tanıdıkça, o yerlere kafaya taktığını anlamak çok da zor değil.

Sasha, devam yolu hesaplamada ve seçim yapmakta, gerek satrançta gerekse yaşamda çok yetenekli bir çocuk. Çok çalışkan ve kararlı bir sporcu. Arzuladığı gibi bir gün Dünya Şampiyonu Alexander Ipatov olamazsa da bunu trajedi haline getirmeyecek birisi. Bu durumda bile yükselme yolunda azim ve kararlılıkla devam eden bir sporcu olacağı çok açık. 

Şu anda onun yaşamında en önemli öncelik satranç, başarı konusunda yapabileceğinin en iyisine ulaşmak için elinden geleni icra eden bir sporcu o. Zaten, 19 yaşında Dünya Satranç Prensi olup da, o güzel rüyadan vazgeçmek akıl dışı olmaz mıydı?  Alexander Ipatov – Bu ismi sürekli anımsayın!

 

İlk olarak, Dünya Gençler Şampiyonu unvanı, sana göre günümüzde ne kadar prestijli ve önemli? Atina'da kazandığın Dünya Şampiyonluğu ile çok önemli bir şey gerçekleştirdiğine kendin inanıyor musun?

 

Bence, Dünya Şampiyonu unvanı, ne olursa olsun çok harika bir şey. Ama buna kapılıp gitmek istemiyorum. Şu anda sadece çok güçlü bir açık turnuvayı kazandığımı düşünüyorum. Tabii yanında, 2013 Dünya Kupasına katılma hakkı kazandığım için de çok mutluyum.

 

Yani, henüz; daha önce 'Satranç Prensi' unvanını kazanan, Spassky, Karpov, Kasparov, Anand ve Ivançuk gibi birisi olduğun duygusuna kapılmıyorsun?

 

Şu anda bu efsane sporcuların durumunda olduğumu henüz düşünmüyorum. Ivançuk dışında bu sporcuların tümü Dünya Şampiyonu oldular. İlk hedefim dünyada ilk yüz sporcu arasına girebilmek, daha sonra da daha yukarıdaki hedeflere göz dikmek.

 

Bu başarının yaşamını değiştirebileceğini düşünüyor musun?

 

Umuyorum ki değiştirir. Çok güçlü round robin turnuvalara daha çok davet alacağım, aynı zamanda, oynadığım liglerdeki maddi koşullarım da daha iyi hale gelebilir.

 

Kendini, gelişimini tamamlamış bir sporcu olarak görüyor musun? Yoksa daha çok öğreneceğin şey mi olduğunu düşünüyorsun? 

 

Bence, bir insanın yaşamı boyunca her an öğrenmeye çalışması başarı için zorunlu olan bir şey. Çaba göstermeyen, her zaman kötüye doğru gider. Satranç açısından bakınca; ilk ve en önemli konu, açılışlarımı çok daha güçlü hale getirmek. Dünya Şampiyonasında beyazla oynadığım son üç oyunun tümünde açılıştan daha kötü çıkmıştım. 

 

Çok sayıda açık turnuvada ve ligte oynuyorsun.... Üst düzey yetişkinlerle oynadıktan sonra, akranlarınla oynamak ne kadar zor sence?

 

Güzel bir soru! Bence, satranç sporcusu olarak yapmanız gereken şey, kendi sınıfınızda kazanmak yerine, her zaman iyi satranç oynamaya çalışmak. Bu turnuvada, yaşıtlarıma karşı dinamik konumlara girmekten korkmayarak, her zamanki gibi en iyi satrancımı oynamaya çalıştım.

 

Şampiyonadan önce şansını nasıl görüyordun?

 

Tabii ki, şampiyonanın favorisi olmadığımın farkındaydım. Yani, psikolojik bir baskı altında değildim ki, bu çok iyi oldu. Amacım, kaybetmeden +7 skor yapabilmekti. Aslında tam da bu amacımı gerçekleştirdiğimi söyleyebilirim. Aynen hedeflediğim gibi, bu skor birinci olmama yetti. Doğru bir hedef tahmininde bulundum.

 

Neden kendini favori olarak görmediğini öğrenebilir miyim? Öyleyse sana göre kim favoriydi? 

 

Ding Liren, Yu Yangyi, Zherebukh ve Shimanov, herkesin favorisi olan isimlerdi. Büyük zafer için yarışan isimler bunlardı, Ama ben Macar sporcu Rapport'un bu isimler arasına girebileceğini düşünmüyordum.

 

Tabi bu nesnel bir düşünce… Ben, Ding Liren'in sürekli daha iyi oynadığını düşünüyorum ve buna da inanıyorum. Diğer taraftan, Yaroslav'a karşı her zaman kritik oyunlarım olmuştur, bunu bir anlamda Barça - Real maçı gibi düşünebilirsiniz. Yani, sonuç genelde, güce değil, sinir sistemi kontrolüne de dayalıdır.  Bana göre, Aleksander her zaman çok güçlü bir sporcu olmuştur. Eğer satranca ciddi baksaydı çoktan 2700'ün üstünde olabilirdi.

 

Peki kendini özgüveni olan birisi olarak mı görüyorsun, yoksa genelde kendini hafife almaya mı meyillisin?

 

Her ne kadar son oynadığım maçlarda güven sorunum oluşmuş olsa da, genelde özgüvenim olan birisi olduğuma inanıyorum. Birinci duruma geldiğimde, karmaşık durumlara girme konusunda korkularım olabiliyor. Son turda, bu konuda seçme şansım olmadı mesela: rakibim beni yenmeyi çok istiyordu ve açılışta hemen ve doğrudan saldırya geçti. 

 

 

Rakiplerin gücüne ilişkin düşüncelerin ile, turnuvadaki sonuçlar çakıştı mı peki? Yoksa bir turnuva pek bir şey ifade etmez mi diyorsun?

 

 

Çin'li sporcular özelinde, evet tahminlerim gerçekleşti. Ding Liren tek bir oyun kaybetmedi ve turnuva boyunca çok üst düzeyde satranç oynadı. Ama aşırı kontrollü oyun tarzı daha iyi skor yapmasına engel oldu. Diğer taraftan, Yu Yangyi da, kendi oyun tarzına yakın bir performans gösterdi. Zirveye hem beyaz hem de siyahla bir kaç kez tırmandı. Turnuvaya çok iyi başladı ama sonlara doğru düşüşe geçti. Ama,  Shimanov ve  Zherebukh için işler pek yolunda gitmedi. Evet, bir turnuva çok şey ifade etmiyor bence. Bazıları için herşey aynı zamanda bir araya geliyor, bazıları için gelmiyor.

 

Sana göre, kendini aşan ve göz dolduran birisi var mıydı turnuvada? 

 

Çin'li sporcu Wei Yi! Sadece 13 yaşında ve ELO'su 2450. Bu sporcu Rapport'u yenebilen tek kişi oldu ve benim yolumu açtı.

 

Yani seni bu anlamda çok şaşırtan bir şey olmadı bu şampiyonada?

 

Hayır çok özel bir şey olmadı. Dediğim gibi, bu bir açık turnuvaydı.

 

Şampiyonada bir planın olduğunu söylemiştin. Sence, bu tür bir 'plan kurma' işe yarıyor mu? Planı uygulamanın imkansız olduğunu anladığında ne yapıyorsun?

 

Dürüst olmak gerekirse, yaşamımda ilk kez, bir turnuvada kendime çok net bir hedef koymuştum. Daha önce, sadece iyi oynamaya çalışıyordum... Sanırım, bir planın yürümeyeceğini anladığında, yapman gereken en iyi şey, yeni bir plan kurmak. Çok inatçı olmak, satrançta pek de güzel bir şey değil. Her zaman manevra yapmaya açık olmalısın.

 

Şampiyonada, +7 skoru nasıl yaptın ve turnuvaın hangi aşamasında artık dünya şampiyonu olabileceğini düşünmeye başladın?

 

Başlarda çok kolaydı, çünkü rakiplerimle aramdaki fark çok çok büyüktü.  Sanırım bu turnuvada, gerçekten çok tehlikeli bir rakip olarak sadece bir sporcuyu yendim: 6ncı turda siyah taşlarla Nils Grandelius'u. Philidor, oyun sonunu görse çok mutlu olurdu: rakibimi sadece piyonlarla perişan etmeyi başardım. Ama, turnuvadaki dönüm noktası, 9ncu turda, Ter-Sahakyan ile oynadığım oyundan sonra geldi. Beyaz taşlarla açılıştan daha kötü çıktım ve oyunun tümünde yenilgiden kaçmaya çalıştım. Samvel, oyunun tümünü olabilecek en üst düzeyde götürdü. Ama sonunda, yaptığı anda, hemen oyunu terk edeceğim, bir hamleyi göremedi. Beraberliği hak ettiğimi düşünmüyorum, ama, bu ümitsiz ve feci durumu atlattıktan sonra artık şampiyonluk için şansın benim tarafıma döndüğünü fark ettim- bu durumda birincilik için mücadele etmekten başka bir şans yoktu. 

 

 

Yani, en iyi oyununun hangisi olduğunu sormaya gerek yok o zaman?

 

Hayır, en iyi oyunum, İsveç'li sporcuya karşıydı. Nils'e karşı çok saygım var, gerek sporcu olarak gerekse insan olarak. Bu nedenle onu yenmekten dolayı çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Sanırım, dinamik pozisyonlarının derinine inme konusunda çok başarılıyım,  Nils'e karşı da bu kalitem bana çok yardım etmiş oldu. Açıkçası, bu, Nils'in turnuvada kaybettiği tek oyun oldu. 3ncü-4ncü sırayı paylaştı sonuçta.

 

Bu oyun güçlü noktalarını ne kadar ortaya çıkardı sence? Ayrıca, genel olarak kendini daha çok romantik ya da pratik bir sporcu olarak mı görüyorsun?  

 

Sanırım, romantik olmaktan daha çok pratik bir sporcuyum ben.  Daha doğrusu, sanmıyorum buna eminim, düzelteyim... Bu özelliğim, özellikle 12nci turda, 13 yaşındaki Çin'li sporcuya karşı siyah taşlarla oynadığımda, kendisini hemen fark ettirdi. ELO'su sadece 2418 olmasına karşın, oyunda hiç bir gereksiz risk almak istemedim. Yaşamda çok romantik biriyim, ama satrançta çok nadiren!

 

Dünya şampiyonu olduğunu anladığında neler hissettin? Yoksa, bu tür zaferlere zaten alışkın mıydın? 

 

(Bir süre düşünür) Bu konuda şunu söylemek istiyorum… Kariyerimin ilk zaferiydi! Bundan önce klasik zaman kontrolüyle düzenlenen bir turnuvada hiç bir zaman oynamamıştım. 

 

Son oyundan önce (Shimanov'a karşı) sinirlerim darmadağındı, oynayacağım oyunun bir aşamasında sinirlerimi kontrol edemeyerek, büyük bir hata yapacağımdan çok korkuyordum. Bana yakın olan insanlardan büyük destek almıştım … – annem, kız arkadaşım, hocam, arkadaşlarım ve tabii ki Türkiye Satranç Federasyonu, TSF yönetimi başarılı olmam için gerekli olan herşeyi tam olarak yapmıştı. İşte tam bu noktada, yalnız başıma düşündüğümde, bana destek olan tüm bü insanları yüz üstü bırakmaya hakkım olmadığını düşündüm. Biraz kahve içtim, gittim, maça çıktım ve taşlarla oynadım. Sonrasında, hocam Grivas bana sarıldığında artık dünya şampiyonu olduğumu anladım. 

 

Kariyerindeki ilk zafer miydi?!

 

Evet! Ben zaferlere çok alışık biri değildim, ama sanırım bundan sonra alışacağım…

 

İnanılmaz! Çocukluk dönemindeki turnuvalarına baktım ve gördüm ki, hep ikici oluyorsun, sanki gümüş madalya sana yapışmış gibi. Bu şampiyonluk seni müthiş duygulara boğmuş olmalı değil mi? 

 

Bunu ifade edecek sözcük yok! Bütün dünyaya sarılmak istedim. Zaferimi babama ithaf ediyorum, malesef bunu görmeye ömrü yetmedi. Şampiyonadan sadece 3 ay önce babamı kaybettim. Büyük bir kucaklama ve öpücük de anneme gidiyor. Doğduğum andan itibaren hep beni korudu ve destekledi. Kız arkadaşımı da unutamam. Bu sıralarda, her zaman varlığıyla bana destek oldu. Şampiyonanın sonuna doğru yaklaştıkça, daha da işler zorlaştı ve kız arkadaşım bana daha çok destek olarak bu zorlukları aşmamda yardımcı oldu.  Çok kişiye teşekkür etmek istiyorum…

 

Devam et – zaman senin zamanın!

 

Türkiye Satranç Federasyonuna çok teşekkür etmek istiyorum, şahsen de özellikle Ali Nihat Yazıcı'ya... 'Bana olan büyük desteği ve inancı nedeniyle'. Türkiye'ye gelmek konusunda verdiğim kararın, kariyerimin en doğru kararı olduğuna çok inanıyorum. Hocalarıma da teşekkür etmek isterim: Efstratios Grivas (Şampiyona sürecinde Atina'daydı ve özellikle açılış ve psikolojik hazırlıkta bana büyük desteği oldu), Miodrag Perunović (bana sürekli e-postalar yollayarak destek oldu ve inanılmaz fikirler verdi), Mikhail Kozakov, Viktor Zhelyandinov ve Viktor Shcherbakov. Şampiyonadan önce, Sergei Tiviakov ile Türkiye'de kamp yapmıştım. Bana verdiği ipuçları müthiş yararlıydı. Tüm bunların yanında, turnuva süresince, Pavel Eljanov sürekli bana destek oldu ki, kendisine çok müteşekkirim. 

 

Sanki müthiş bir dünya şampiyonluğu maçı destek takımı gibi!

 

Daha bitmedi. Anton Mikhailov ve Chessdom web sitesine özel teşekkürler, Yasin Emrah Yağız'a özel teşekkürler, bana çok destek oldu. Oynadığım kulüplere de çok teşekkür ediyorum: İstanbul Teknik Üniversitesi (Türkiye), C.E.Barberà (İspanya), SK Turm Emsdetten (Almanya) ve  “Hukuk Fakültesi - Law Academy” (Ukrayna). Şampiyonayı organize eden kişilere de büyük teşekkürler: Yunanistan Satranç Federasyonu ve şahsında sayın Georgios Makropoulos'a, sayın Nigel Freeman ve George Mastrokoukos'a. Her şey en iyi düzeydeydi!

 

Bir şey soracağım: Ukrayna'lı sporcular ne yaptı? Çocukken oynadığın ve bildiğin sporcular, seni şampiyon olduktan sonra tebrik ettiler mi, turnuva sırasında cesaret verip destek oldular mı? 

 

Tabii beni tebrik ettiler ama ne hissetikleri tam olarak bilemiyorum… Bu konuda hallüsünasyon gördüğümü söyleyemem…Beni tebrik eden herkesin kazanmamı istediğini düşünmüyorum da inanmıyorumda. Yaşam çok acımasız, bunu çok genç yaşta fark ettiğim için de çok mutluyum. 

 

Bu arada, en güzel gollerinden oluşan bir vidyosunu sakladığım ve izlediğim, taraftarı ve hayranı olduğum Barça'ya da teşekkür etmek isterim. Seyretmeye asla doyamıyorum. 

 

 

Onlar gibi mi oynamaya çalışıyorsun?

 

Satrançta sadece bir kaç kişi bunu yapabilir. Bu daha çok ilham sahibi olmak gibi bir şey! Bu tarzda oynayabilmek için çok yüksek bir futbol kültürüne sahip olman gerekiyor.

 

Peki ya satranç kültürü? Kendini, “Sovyet Satranç Ekolünün”  bir çocuğu olarak düşünüyor musun? Yoksa bilgisayar çağında heryerde aynı şey mi var diyorsun?

 

Hayır neden öyle olsun? Bunu kendim söyleyecektim, vakit olmadı! Ben tamamen Sovyet Satranç Ekolüyle büyüme ayrıcalığına sahip oldum. Şu anda bir bilgisayar kullanıyorum, ama bana sorarsan, kitaplar bana, satrancı anlama konusunda çok çok daha fazla şey veriyorlar. 

 

Kendi sitende, babanın senle 4 yaşındayken çalışmaya başladığını yazmışsın. Sence bu neydi - seni bilinçli bir şekilde satranç sporcususu yapmak için planlanmış bir şey miydi, yoksa - sadece çocuklukta zaman harcanan bir oyun muydu?

 

Babam, daha önce meşhur antrenör Viktor Kart ile birlikte çalışmıştı. Kart; Beliavsky, Mikhalchishin, Romanishin ve  Litinskaya gibi isimler yetiştiren hocaydı. O yüzden, babamın kendisinden daha güçlü bir satranç sporcusu olmam konusunda bir ümidi olduğunu düşünüyorum. Bana kuralları öğretti ve biraz zaman harcadı benle, ama beni kulübe götüren o değil annemdi. 

 

Bir şekilde seni satranca zorluyorlar mıydı?

 

Ben bir çocuk olarak, futbol ve kart oyunları gibi daha eğlenceli şeyleri tercih ediyordum - bazen annem ve babam beni satranç tahtasına oturmaya zorladılar diyebilirim. Ama büyüdükten sonra bunu gönüllü olarak yaptığımı söyleyebilirim. 

 

“Gönüllülük”  bir çocuk için biraz katı bir sözcük! Hiç, profesyonel bir satranç sporcusu olma yolunu seçmenden dolayı pişmanlık duyduğun oldu mu?

 

Profesyonel satranç sporcusu olma yolu çok dikenli ve nankör bir yol, ama asla pişmanlık duymadım. Üstümdekileri dirsekleyerek kendime yol açmaya hazırım, dünya çok acımasız ve başka bir yol yok…

 

 

Bu arada, Kart'ı şahsen tanıma şansın oldu mu? Ya da öğrencilerini gayri resmi olarak tanıma şansın, baban onlarla çalıştığı için?

 

Viktor Emmanuilovich'i 2009 Haziran'ında şahsen gördüm. Lviv'de onun 80. doğum günü anısına düzenlenen bir yıldırım turnuvası vardı. Kendisi konuşmak için çok kibar ve nazik bir beyefendi. Öğrencilerine gelince,  Adrian Bogdanovich Mikhalchishin'den şahsen ders alıyorum halen. Benim için ilginç bir kaç konu seçti. Örneğin;  “At, File karşı”. Bana gösterdiği şeyler gerçekten çok faydalıydı. Hala gösterdiği konuları tüm ayıntılarıyla anımsıyorum. Bu yıl, Saray Bosna'daki turnuvada, 4ncü-5nci sırayı Beliavsky ile paylaştım, malesef henüz Alexander Genrikhovich Beliavsky ile kişisel olarak konuşma onuruna erişemedim…

 

Belki, bu insanlarla, babam profesyonel bir sporcu olsaydı çok daha önce tanışabilirdim. Ama babam, Kart'ın grubunu 9 veya 10 yaşındayken terk etmişti.  Bildiğim kadarıyla, babam, Kart'ın öğrencileriyle daha sonra sürekli iletişim halinde oldu ama bu satranç konusunda değildi. 

 

Satranç yeteneğine sahip olduğunu ne zaman anladın? Kendini diğer sporlarda ya da başka zeka oyunlarında hiç test ettin mi? 

 

Hayır etmedim, her zaman yeteneğime inandım. Tıpkı ebeveynlerim gibi.... Eğer bir şey yolunda gitmezse bunun geçici olduğunu düşündüm hep. Diğer sporlara gelince, futbol ve tenisi çok seviyorum. Tabii amatör bir düzeyde oynuyorum. 

 

Son günlerde, işletme literatürü ve motivasyon teknikleri konusunda bazı dersler almaya başladım. Boş zamanımda hep okuyorum ve ufkumu genişletmeye çalışıyorum. Tüm bunlar gerçekten yardım ediyor bana...

 

Satrançta bir hedefin var mı? Mesela, Dünya Şampiyonu olmak gibi? Yoksa satranç, gelecekteki yaşamın için bir trambolin gibi sıçrama tahtası mı senin için? 

 

Sanırım bu çok retorik bir soru. Herkes dünya şampiyonu olmak ister… Bu benim için çok derinlerimde olan ve asla vazgeçmeyeceğim bir arzu... Eğer bugün Dünya Gençler Şampiyonu olduysam neden dünya şampiyonluğu unvanı için çaba sarfetmeyeyim?! Şu anda, profesyonel olarak satranç oynama planımı yürütüyorum, ama her zaman bir alternatifinizin olması gerekir. Şu anda mesela, Kharkov'da Ulusal Hukuk Akademisinde okuyorum

 

 

 

Neden orada peki?

 

Hukuk Akademisi, her zaman satranca olan sadakatiyle bilinen bir yer olmuştur. Pavel Eljanov, Alexander Moiseenko, Valeriy Aveskulov, Alexander Kovchan ve çok daha fazla büyük usta bu okuldan mezun olmuştur. Bana eğitim bursu verdiler ben de kabul ettim. Hukuk diplomasına sahip olmak, kötü günler için iyi bir güvence olabilir. 

 

Bir gün bu alanda çalışacağına inanıyor musun?

 

Pek sanmıyorum, ama yaşamda herşey mümkün olabilir. Herhangi bir sporda rekabet her zaman inanılmaz oluyor. Ama dediğim gibi, üstümdekileri dirseklerimle tek tek iterek tırmanmaya ve kendi yolumu açmaya hazırım. 

 

15 yıldır satranç oynuyorsun ve bir şekilde bundan hiç sıkılmadın yani öyle mi? 

 

Başka şeylere de ilgi duydum. Sabah satrançla kalkıp, akşam satrançla yattığımı söyleyemem tabii. Oynamaktan zevk aldığım sürece, yaşamda yapacağım şey bu. Satrancın yaşamımda herşey ifade ettiğini (mesela Ivançuk için böyle) söylemeyeceğim. Başka ilgi alanlarım da var ve yaşamaktan çok mutluyum. Yaşamak en güzel şey!

 

Ama şunu da anlıyorum ki, satranç şu anda yaşamımdaki en önemli şey. Örneğin, Dünya Gençler Şampiyonasından sonra inanılmaz yorgun olmama rağmen, Olimpiyatları beklerken de sabırsız ve çok hevesliyim. Türkiye milli takımına önemli bir başarı için katkıda bulunmak istiyorum.

 

Sitende dört dil bildiğini ve farklı ülkelerde farklı liglerde oynadığını yazmışsın. Seyahat etmekten çok zevk alıyor musun,yoksa bu işlerin yürümesi için gereken bir süreç mi?

 

Şimdi beşinci bir dil öğrenmekle ilgileniyorum - Türkçe! Evet, gerçekten de seyahat etmek ve insanlarla tanışmaktan mutluluk duyuyorum. Avustralya ve Yeni Zelanda'yı görmek gibi bir hayalim var hep. Bu dünyada en favoriyerim ise Nou Camp. Futbol, Katalonya'da sanki bir din.

 

Barça bambaşka bir şey. Altı maçı izleyebilmemin benim için büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Özellikle bunlardan birisi de, Real'e karşı El Clasico'ydu.  2011 Süper Kupa'da, Barça maçı 3-2 almıştı. Nou Camp bence kutsal bir mekan ve futbolu seven herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yer. 

 

Bize İspanya'ya nasıl transfer olduğunu anlatır mısın? Daha önce, Ukrayna Şampiyonasında sürekli yukarı doğru çıkıyordun - birden - küt diye - seni İspanya'da gördük. Federasyon değiştirdin. 

 

Çok ani olmuştu. Ukrayna Federasyonu için oynuyordum ki -bu federasyon acayip bazı kurallara göre yönetiliyor. Genel olarak, Satranç sporcularını birey olarak görmüyorlar. Onların sırtından nasıl geçineceklerini düşünüyorlar sadece. Gerçi şimdi bir çok şey daha iyi ama, yeni bir başkan var, milli takım iyi bir hocaya sahip. Şu anda Ukrayna Satranç Federasyonunun emin ellerde olduğunu düşünüyorum ve bundan da çok mutluyum.

 

Nasıl İspanya'ya geçtim? Bir kulüp için oynamaya gitmiştim ve bu kulüp bana İspanya'ya transfer teklif etti. Çok uzun süre düşünmeme gerek kalmadı. İspanya bayrağı altında oynamaya başladım. 

 

Ama İspanya'da yaşamaya başlamadın?

 

Hayır! Her zaman Ukrayna'da yaşadım ben. Ama İspanya'ya daha çok seyahat etmeye başladım.Her yıl 2-3 ayımı orda geçirmeye başladım. Bir kulübü temsilen yerel turnuvalarda çok sık olmasa da oynamaya başladım. 

 

İspanya'da yaşam çok hareketli değil mi? Kulüp sistemi, sürekli isviçre sistemi açık turnuvalar…

 

Evet, İspanya, Satranç amatörleri için gerekli olan herşeye sahip, ama malesef profesyoneller için aynı durum geçerli değil. Yazın, Katalonya'da çok önemli turnuvalar düzenleniyor. Malesef, tüm bu turnuvaların hiç birisinde ödül 10.000€'dan yüksek değil. Tabi istisnalar var ama çok değil.

 

Diğer taraftan, Kulüpler için oynayan çok sayıda güçlü sporcu var ama değil mi? mesela Anand, Topalov, Shirov…

 

Bu doğru. 2007'den bu ana kadar ben de  Catalonian C.E.Barberà için oynadım. Kulüp başkanı Victor Pont'a çok müteşekkirim, benim için çok şey yaptı. Sporcular arasında da Alexei Shirov'la samimiyim, aslında benim idolum diyebilirim onun için. Mükemmel bir insan ve harika bir satranç sporcusu. Aslında, Alexei'nin stilinde, en çok hoşlandığım şeyin ne olduğunu söylemem çok zor.  Ama bana göre, insan olarak bir idol o. Böbürlenmez ve herkese karşı aynı mesafede olur. Bu bir sportmende olması gereken en önemli özelliklerden birisi. 

 

Anand ve Topalov'u da bir kaç kez gördüm, İspanya'da yaşadıklarını da biliyorum, ama şahsi bir iletişimim olmadı malesef. Belki ileri de bir gün onlarla da samimi olabilirim. 

 

Evet, İspanya tamam, ama nasıl oldu da Türkiye'ye geçtin? 

 

Federasyon Başkanından davet aldım ve bir an bile tereddüt etmedim. Bu tür bir şans insanın eline yaşamda bir kez geçer. Yazıcı ve profesyonel ekibiyle çalışmak büyük bir keyif. Bana çok büyük destek verdi ve yardım etti. 

 

Nasıl mesela?

 

Her konuda! Hangisini sayayım? Müthiş fikirleri var ve bundan çok mutluluk duyuyorum. Son yıllarda TSF Dünyanın en aktif federasyonu oldu. Büyük mesafe katettiler ve buna devam da ediyorlar. 

 

Bunu bana olan yaklaşımlarından anlamak mümkündü. Sporcuların daha iyi satranç oynaması için gerekli olan herşeyi düşünüyor ve uyguluyorlar. 

 

Sözleşmende ne var? Milli takım için oynamak mı? 

 

Bu koşullardan birisi. Bunun için sabırsızlanıyorum. Benim için büyük bir onur!

 

Yazıcı'yla ilgili konuştuğumuzda, Atalık'la ilgili skandallar konusunu açmamak mümkün değil. Bu konuda ne düşünüyorsun? 

 

Bu konuya ilişkin çok bilgim yok, Ama benim bildiğim, Atalık'ın Olimpiyat Takımındaki herkesle çok kötü ilişkileri olduğu. Tabi bunun kendi seçimi olduğunu da vurgulamak isterim. Her koyun kendi bacağından asılır, dedikleri gibi... 

 

Ama genel olarak hem satranç kariyerinin hem de özel yaşamının gidişinden mutlusun değil mi? 

 

Babamı kaybetmenin dışında, herşeyden büyük mutluluk duyuyorum kendi yaşamımda!

 

Üç dileğinin gerçekleşme şansı olsaydı ne olurdu bu dilekler?

 

Kendim, dostlarım ve ailem için sağlıklı bir yaşam. Barça futbolcularıyla aynı takımda futbol oynamak.   Üçüncü? Mutlu bir insan olmak ve yaşamdan zevk almak!